Göğüs Kanseri ve Nedenleri

28 Şubat 2009 Yazan admin  
Kategori Kanser, İç Hastalıklar

sdfsGöğüs Kanseri Nedenleri, görülme sıklığı ve risk faktörler:
En sık görülen tipi süt kanallarında başlayan ductal carsinom dur.Diğer bir tipide lobuler carsinom dur.Göğüs kanserinin birçok tipi için sebep bilinmemektedir.

Kısa bir süre önce yapılan çalışmalar BRC1 ve BRC2 adlı iki genin göğüs kanserinin ailevi tipinden sorumlu olabileceğini göstermiştir.Şişmanlık, erken menarş ve çocuk doğurmamış veya geç doğurmuş olmak riski arttırmaktadır.Erkeklerde de kadınlar kadar sık olmasa bile görülme olasılığı vardır.İstatistiklere göre her 8-9 kadından birinde hayatının herhangi bir döneminde göğüs kanseri gelişmektedir.

30 yaşından sonra risk artmaktadır.Göğüs kanseri teşhis edilen kadınların ortalama yaşı 60 dır.Gelişmiş ülkelerde (japonya hariç) daha fazla, az gelişmiş ülkelerde daha az görülmektedir.Amerika ‘da yapılan araştırmalarda beyazlarda (özellikle Kuzey Avrupa kökenli olanlarında) görülme oranı beyaz olmayan ırklardan daha fazla olduğu gösterilmiştir.

Risk faktörler:
• Annesinde veya kardeşinde göğüs kanseri hikayesi olanlar
• Yumurtalık kanseri,kalın barsak kanseri,uterus kanserleri
• Erken Menarş (12 yaşından önce adet kanamasının başlaması)
• Geç Menapoz (55 yaşından sonra)
• 30 yaşından sonra hamile kalmak veya hiç hamile kalmamak
• Radyasyona maruz kalmak
• Postmenapozal östrojen tedavisi ve doğum kontrol hapı kullanımı (Yapılan son çalışmalar böyle bir riski doğrulamamaktadır.)
Bazı çalışmalar göğüs kanserinin bazı tiplerinde diyetin etkili olduğunu göstermiştir.Çok yağlı yiyen bayanlarda daha sık görülmektedir.Yaşlı ve şişmanlarda görülme olasılığı artmaktadır.Bazı bilim adamları az yağlı, dengeli ve sebze-meyve ağırlıklı diyetin ve kilonun korumasının riski azalttığını öne sürmektedirler.Alkol kullanmak ta riski arttırmaktadır.

——————————————————————————–
Bulgular:
• Kendi kendine göğüs muayenesi ile göğüste görülen kitle ve şekil değişikliği(genellikle ağrılı, sert ve sınırları belirsiz bir kitle)
• Koltuk altında kitle
• Anormal Meme başı akıntısı.Genellikle kanlı veya kirli sarı akıntı.İltihap benzeri akıntı.
• Göğüste meme başı ve areola civarında renk değişikliği ve ciltte çekilmeler.
• Meme başında şekil değişikliği, çekilmeler
• Sadece bir göğüste rahatsızlık
• Sadece bir göğüste büyüme
• Kemik Ağrıları
• Kilo Kaybı
• Kolda şişlik
• Göğüs ağrısı

——————————————————————————–
Belirtiler ve tetkikler:
• doktor tarafından hastanın kendi kendine yaptığı meme muayenesindeki bulgular değerlendirilerek iyi huylu-kötü huylu kitle ayrımı için ön fikir alınır.
• Mammografi kitlenin tanımlanmasında yardımcıdır.
• Termografi kitlenin tanımlanmasında yardımcı olabilir.
• Meme başı aspirasyon materyali veya kitle biyopsisi kistik veya solid kitleyi, ayırt etmede yardımcı olabilir.
• Kitlenin bir kısmı alınarak yapılan cerrahi biopsi tanı da yaralıdır.
Evreleme:
1. Tümör çapı 2cm den az, nodül yok, uzak metastaz yok
2. Tümör çapı 5cm den az, nodül fixe değil, uzak metastaz yok
3. Tümör çapı 5cm den büyük, cilt veya göğüs duvarına yapışıktır.Supra klavikular nodüller vardır, uzak metastaz yok
4. Uzak metastaz oluşmuştur.
Bunlardan başka CEA (carcinoembryonic antigen) testi ve göğüs rontgeni gibi araştırmalar gerekebilir.

——————————————————————————–
Tedavi:
• Lokal Tedavi:Lumpektomi.mastektomi parsiyel, total veya koltuk altı lenflerini de içeren radikal) ve radyasyon tedavisi direk olarak tümoer yönelik tedavilerdir.
• Sistemik Tedavi:Kemoterapi ve Hormon tedavisi
Hastaların çoğunda cerrahi tedavi, radyasyon tedavisi,kemoterapi ve/veya hormon tedavisi kombinasyonu uygulanır.Genellikle iyileşebilir meme kanserlerinde aksiller diseksiyon ile birlikte parsiyel mastektomi ve radyasyon tedavisi en çok önerilen tedavidir.

——————————————————————————–
Hastalığın gidişi:
Uygun tedaviyi alan hastalarda beş yıllık yaşama oranı:
• Evre 1:% 85
• Evre 2:% 66
• Evre 3:% 41
• Evre 4:% 10

——————————————————————————–
Komplikasyonlar:
Akciğer ,karaciğer, kemik gibi uzak yerlere metastazlar yapabilir. Lenf nodlarında tutulum yoksa total mastektomi ve aksiller diseksiyondan sonra yerel yineleme oranı % 5, nodlarda tutulma varsa % 25 dir.

——————————————————————————–
• Hangi durumlarda tıbbi yardım almalıdır?
Eğer göğüs kanserine ait herhangi bir belirti varsa
• 40 yaş veya üzerinde iseniz ve henüz hiç mammogramınız yoksa
• 35 yaşın üstünde iseniz ve anneniz veya kızkardeşinizde göğüs kanseri, uterus kanseri,endometrium kanseri, ovarium kanseri, Kolon Kanseri hikayesi varsa
• Kendi kendinize yaptığınız meme muayenesinde şüpheniz varsa
• Mutlaka profesyonel tıbbi yardım almalısınız.

210

Arpacık

28 Şubat 2009 Yazan admin  
Kategori Bulaşıcı hastalıklar, Genel Sağlık

arpacıkArpacık, etkilediği gözkapağı bezlerine göre ikiye ayrılır. Gözkapağının dışında kirpiklere bağlı yağ bezleri vardır. Bunlar, gözün yüzeyini koruyan yağı (sebum) salgılarlar. Bazen salgı bezi kanalı tıkanır ve içerde kalan bakteriler “dış” arpacığa neden olurlar.

Gözkapağının içinde ise, “meibom bezleri” denen bir dizi bez daha vardır. Bunlar da yağ bezleridir, ancak kirpiklerle bağlantılı değillerdir, gözkapağının arka yüzüne açılırlar. Burada oluşan bir tıkanıklık ve enfeksiyon da “iç” arpacığa neden olur.

Arpacık daha çok, derileri kuru ve egzamaya eğilimlilerde görülür. Kepek ve pullanma bu koşullarda ortaya çıkar ve arpacık bunların etkisiyle oluşur. Diğer enfeksiyonlarda olduğu gibi, genel olarak beden sağlığının bozuk olması ve direnç düşüklüğü de arpacığın sık görülmesine neden olur.

Arpacık ortaya çıkmadan birkaç gün önce gözde kaşınma ve batma hissi başlar. Arpacık bir iki günde ortaya çıkar. Küçük, ağrılı bir nokta biçiminde başlar; sonra şişerek belirgin kırmızı bir püstül (içi irin dolu kabarcık) halini alır. Dış arpacık kolayca tanınır. Ama iç arpacığın görülmesi için gözkapağını dışa doğru çevirmek gerekir. Şişen meibom bezi gözkapağını gerdiğinden iç arpacık, dış arpacıktan daha ağrılıdır.

Arpacıkla birlikte gözkapağındaki ağrı ve batma hissi artar. Işık ağrıyı artırır (fotofobi) ve göz sürekli sulanır. Fotofobi, göz sulanması ve sürekli burnunu çekme, çocukta, kızamık gibi daha ciddi bir hastalığı akla getirebilir

Yeterince erken anlaşılırsa, antibiyotikli merhem ya da damlalar arpacık oluşumunu önleyebilir. Ancak, çoğunlukla tanıdan önce püstül(ağızlaşma) oluşur ve antibiyotikler etkisiz kalır. Tek tedavi, oluşan iltihabın boşalmasını sağlamaktır. Sıcak kompres, kan akımını artırıp gözkapağını yumuşatarak ağrıyı azaltır ve enfeksiyonun iyileşmesini kolaylaştırır. Basit bir sıcak kompres, tahta bir kaşığın çevresine pamuklu bir kumaş ya da pamuk sarıp sıcak suyun altına tutularak yapılabilir. Su dayanılabilir sıcaklıkta olmalı ve kaşık her seferinde kapalı göz üstünde en az 10 dakika tutulmalıdır. Dış arpacığın yerleştiği kıl kökü kolayca fark edilir. Kirpik bir cımbızla alınırsa, arpacık kendiliğinden boşalır, ağrı ve şişlik azalır.

İç arpacığın tedavisi daha zordur. Enfekte olan meibom bezi dışarı açılmaya çalışır ama kalın gözkapağını delemez. Sonunda akyuvarlar enfeksiyonun üstesinden gelir ve belirtiler ortadan kalkar ancak geride mikropsuz bir iltihap kisti kalır. Meibom kisti, gözkapağının altında ağrısız, küçük bir kitle halinde hissedilir ve ancak cerrahi girişimle çıkarılabilir. Lokal anestezi altında gözkapağı dışa çevrilerek kist alınır, çevresi temizlenir.

Gözü ovuşturmak, enfeksiyonu bulaştıracağı için zararlıdır. Kepeğin önlenmesi de önemlidir, çünkü arpacıkta rolü olduğu düşünülmektedir. Neden blefarit, yani gözkapağı iltihabı ise, uzun süreli antibiyotik tedavisi ve hafif kortizonlu damlalar etkili olabilir.

Birçok vakada neden bilinememektedir..

65

Ağız Ve Dil İltihabı

28 Şubat 2009 Yazan admin  
Kategori Diş sağlığı, Genel Sağlık

sfHazırlanış Şekli* Asma yaprakları, zeytinyağı dolu bir kapta bir gün dinlendirildikten sonra sıkılarak süzülür. Süzülerek elde edilen mayi bir kaba boşaltılarak dinlendirilir. Dinlendi­rilen mayiden yarı oramda içme suyuna karıştırılarak ağızda gargara yapılır.
* Eşekkulağı otunun yaprakları, yirmi dakika süreyle tuzlu suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvı, bir kaba boşaltılarak bir süre dinlendirilir. Dinlendirilen sıvıdan, yarı oranında içme suyuna karıştırılarak saat başı gargara yapılır.
* Hind hurması yirmi dakika süre ile kaynatıldıktan sonra, sıkılarak süzülür. Elde edilen posaya, merhem kıvamına gelinceye kadar pirinç unu karıştırılarak bal ile karıştırılır. Hazırlanan merhemden gün aşırı iltihaplı ma­hale sürülür.

48

Çocuklarda Diş Bakımı

28 Şubat 2009 Yazan admin  
Kategori Diş sağlığı, Genel Sağlık

asdÇocuğunuzun daimi dişleri okul çağında te­ker teker çıkacaktır. Yılda dört kadar olmak üzere ilk (bebeklik) dişlerinin yerine gelecektir. Daimi dişler bir ömür boyu süreceğinden bun­lara iyi bakmak önemlidir. Dişlerini fırçalamayı okul öncesi dönemde çocuğunuza alıştırdığı­nızdan, her yemekten sonra çocuğunuza dişle­rini fırçalamayı öğretmeye devam edin. En azından yılda iki kez çocuğunuzun dişçiye dü­zenli olarak gitmesini sağlayın.
Daimi dişleri çıkar çıkmaz, dişçi onlara ilaç sürecek ve bu işlem de dişlerin çürümesini en­gelleyecektir.
Çocuğunuzun tatlı şeyler yemesini kısmen sınırlayarak dişlerin çürüme riskini azaltmak için üzerinize düşeni yapabilirsiniz. Eğer kullan­dığını suda fluorid yok ise çocuğunuzun dişçisi ya da doktoru ek olarak fluorid verebilir. Dişle­rin düzeltilmesi gerekiyorsa, ortodonti uygu­laması genellikle bu yaşta başlatılır.

53

Çuha Çiçeği Faydaları

24 Şubat 2009 Yazan admin  
Kategori Şifalı Bitkiler Ve Faydaları

ssÇuha Çiçeği (Oenethera biennis) çeşitli alt türleri olan önemli bir bitkidir. Kuzey Amerika ve Avrupa’da yetişir. Bitkinin Türkçe ismi ile ilgili ayrıntılı açıklama için TIKLAYINIZ. Bitki ve kökü eskiden beri kullanılagelmiştir. Bununla beraber tohumundan elde edilen ve Gamma-Linolenik Asit (GLA) içeren yağının kullanımı yenidir. Çuha Çiçeği Yağı (Evening Primrose Oil), tohumlarının preslenmesi sonucu elde edilmiş tamamen doğal bir üründür. % 9.5 oranında Gamma -Linolenik Asit (GLA), % 72 oranında omega-6 (Linoleik Asit), % 8 oranında omega-9 (Oleik Asit), potasyum ve magnezyum içerir. GLA önemli yağ asitlerinden biridir. GLA sağlık için gereklidir çünkü vücuttaki bütün organları kontrol eden ve hormonlara benzer etki gösteren bileşiklerin (Prostoglandin-PGS) üretiminde kullanılır. Bu bileşikler özellikle kalp, dolaşım, deri ve savunma sisteminde etkilidir. Ek olarak, GLA hücre zarının (cell membrane) önemli bir bileşenidir.

Bazı yiyecekler, temel yağ asitleri metabolizmasıyla ilgili enzimleri engeller. Aşağıda belirtilen durumlarda veya hastalıklarda da delta-6-desaturaz denen enzimin etkisi azalmaktadır. Bu enzim (delta-6-desaturaz), beslenme yoluyla alınan linoleik asidin (LA), gamma-linolenik aside (GLA) dönüşmesini sağlayan önemli bir enzimdir.

Doymuş yağlardan zengin diyet (Aşırı hayvansal yağ kullanımı)
Kolesterolden zengin diyet (Aşırı proteinli yiyecek tüketimi)
Aşırı alkol alımı
Çinko eksikliği
Stres, umutsuzluk ve çaresizlik duyguları (Stres hormonu Cortisol düzeyini artırır.)
Viral enfeksiyonlar (Bulaşıcı hastalıklar)
Radyasyon
Kanser
Yaşlılık
Şeker hastalığı
MS hastalığı
GLA vücutta bir dizi reaksiyonla Prostaglandin ‘e (PGE1) dönüştürülür. Prostaglandin’ ler hücre fonksiyonlarının düzenlenmesinde hayati öneme haizdir. Hormonlara benzerler fakat etkileri daha bölgesel ve ömürleri daha kısadır. Yukarıdaki durumlarda dışardan (beslenme yoluyla) GLA alınması hem vücudun GLA gereksinimini karşılar hem de eğer varsa besin alerjisi belirtilerini de azaltabilir.

Çuha Çiçeği Yağı ‘nın Faydaları ve Kullanım Alanları:

Bağışıklık sistemini güçlendirir.

Bayanların özel günlerindeki baş ve karın ağrılarının (PMS ağrıları ve mensturel kramplar) giderilmesine yardım eder.

Hanımlardaki adet düzensizliklerinin giderilmesinde faydalı olabilir.

Menopoz semptomlarını azaltıcı etkisi vardır.

Egzema ve sedef hastalarının ciltlerini sağlıklı bir görünüme kavuşturmaya yardımcı olabilir. (Günde:3×2 softgel)

Çinko (mineral) ile birlikte alındığında ergenlik sivilcelerini (Akne) iyileştirebilir.

Aşırı alkol ve sigara kullanımı sonucu oluşan toksik (zehirli) etkileri azaltır.(Anti-oksidant etki)

Yaşlılık etkilerinin geciktirilmesine faydalıdır. (Anti-aging etki)

Romatizma ve mafsal (eklem) iltihabı ağrılarının azaltılmasına yardımcı olabilir.

Kireçlenme sonucu meydana gelen bel, sırt, diz, omuz ve boyun ağrılarına karşı faydalı olabilir.

Yorgunluğu azaltmak ve çalışma isteğinizi artırmak için yararlıdır.

Güçsüz ve kırılgan tırnakları güçlendirir.

MS (Multiple Sclerosis) hastalığının ilerlemesini yavaşlatmaya faydalıdır. (Günde 3×2 softgel).

74

Cinsel Birleşme Pozisyonları (Ön Bilgi)

21 Şubat 2009 Yazan admin  
Kategori Cinsel Bilgi, Manşet

Cinsel birlesme pozisyonlari, cinsellikle ilgili konularda en fazla ilgi çeken ama hakkinda en fazla yanlis bilgi olan konulardan biridir. Insanlik tarihinin çok eski devirlerinden beri, cinsel birlesmenin birçok pozisyonu tanimlanmis ve yaygin ilgi görmüstür. Hatta Hindu dininde cinsel birlesme kutsallastirilmis ve yüzlerce pozisyon ‘Kamasutra’ adli ask sanati kitabinda toplanmistir. Bu kitap ve daha sonraki dönemlerde düzenlenen birçok cinsel pozisyon kitabi, yüzyillardir yaygin okuyucu bulmaktadir. Insanlarin çesitli pozisyonlara duydugu merak, pornografinin de en önemli varlik nedenlerinden birini olusturur.

Buna ragmen büyük olasilikla dünyada en yaygin kullanilan, misyoner pozisyonu da denilen, kadinin altta, bacaklari açik yattigi, erkegin üstte ve hareketli oldugu, klasik birlesme pozisyonudur. Bu klasik pozisyona verilen ‘misyoner pozisyonu’ adi bile aslinda kapali bir cinsellik anlayisina gönderme yapmaktadir. Kadinin cinsellikle ilgilenmedigi, cinsel hazzinin önemsenmedigi, hatta pek de istenmedigi, cinsel birlesmeye etkin olarak katilmasinin gerekmedigi bir cinsellik anlayisi. Ayrica bu pozisyon erkegin cinsel birlesmeyi yönetmesi ve etkin hareketleri için kolaylik saglar. Üstelik döllenme için uygundur, yani cinselligi yalnizca üreme amaciyla hos gören bir bakis açisi için de biçilmis kaftandir.

Aradan geçen yüzyillar boyunca, cinsel fizyoloji bilgileri artmis, toplumlarin cinsellige bakis açilarinda yavas da olsa genisleme olmus, farkli cinsel yasam biçimleri görece yaygilasmistir. Ama tüm bu gelismeler klasik cinsel birlesme pozisyonunda büyük bir degisim yaratmamistir.

Erkegin üstte oldugu cinsel birlesme pozisyonu, elbette cinsel birlesme biçimlerinden biridir ama tek seçenek degildir. Kadin cinsel fizyolojisi konusunda son 30 yilda artan bilgilerimiz, bize erkegin üstte oldugu cinsel birlesmenin kadinin orgazmi açisindan en uygunsuz biçim oldugunu söylemektedir.

Kadin cinsel organlarinin yapisina ve cinsel islevlerine baktigimiz zaman, kadinin en duyarli bölgesinin klitoris oldugunu ve kadin orgazminin tetigini her zaman klitorisin çektigini görürüz. Tüm cinsel birlesme biçimlerinde, klitoris disarida, dogrudan uyaridan uzakta kalmaktadir.

Ancak kadinin cinsel deneyimi arttikça, cinsel birlesme sirasinda, klitorisinin cinsel esinin bedenine sürtünmesini saglamayi ögrenmesi mümkündür, bu birçok kadinin orgazmini çok kolaylastirmaktadir.

Cinsel birlesme pozisyonlari içinde, es zamanli klitoris sürtünmesini saglamaya en uygunsuz olani, erkegin üstte ve kadinin bedensel hareketlerinin en kisitli oldugu klasik pozisyondur. Ayni nedenle, kadin orgazmi açisindan en uygun pozisyon kadinin üstte ve hareketli oldugu durumdur.

Tabii ki bazi kadinlarin daha az dogrudan klitoris uyarisiyla ve daha kisa sürede orgazm olma yetisi gibi bir sanslari olabilir. Ama kadinlarin çogu için, cinsel birlesmenin yarattigi dolayli uyariyla orgazm olmak pek de mümkün degildir. Elbette üst pozisyonda olmak daha fazla bedensel hareket, yani sevismeye daha etkin bir katilim da gerektirir.

Yaygin cinsellik anlayisina uygun olarak, kadin, kendi cinsel hazzini ve orgazmini da erkekten beklediginde, ya da sevisme sirasinda pek bir fiziksel etkinlik göstermediginde, klitoris sürtünmesini de saglayamayacaktir. Bu durumda, orgazm sorununun ya da doyumsuz cinsel yasaminin sorumlusu da aslinda kendi cinsellik anlayisi olacaktir.

Her cinsel birlesme pozisyonunun kendisine özgü cinsel hazlari vardir. Birinde çok kolay saglanan bir haz, digerinde olmayabilir.

En sevdigimiz yemegi bile her gün yemedigimizi animsayarak, cinsel iliskilerimizi de çesitlendirmek, cinsel yasamimiza çok sey katabilir.

94

Cilt Bakımı

14 Şubat 2009 Yazan admin  
Kategori Güzellik, Manşet

Cilt bakımı için krem ve maske yapımında genelde Benmari Eritme işlemi uygulanmaktadır. Bu yüzden önce bu eritmenin nasıl yapıldığını bilmek gerekir.Benmari Eritmemalzemenin cam bir kaseye koyulup bu kasenin ise kaynayan su dolu başka bir kasenin içine yerleştirilmesi ile yapılır.

Yüz ve boyun dış etkenlerden çok fazla etkilenir. Yüzümüzün cilt yapısı elimizin cilt yapısına benzer. Fakat yüzümüzün cildinin elimizin cildine göre başka sorunları da vardır. Siyah noktalar, sivilceler, yağlanmalar veya kurumalar, kırışıklık gibi. Bunlar cildin gerçek ve en büyük düşmanıdır. Bu yüzden cilt bakımına genç yaşta başlayıp cildin türüne uygun cilt bakımı yapılmalıdır.

Herkes normal bir cilde sahip olmak ister. Fakat cilt ister normal, ister yağlı, ister kuru olsun asıl önemli olan cilt bakımını bilmek ve cildimizi korumaktır. Cilt bakımı için aşağıdaki doğal ve bitkisel karışımları uygulayabilirsiniz. Bitkisel cilt bakımı hem sağlıklı hem de doğal olduğu için bayanların kozmetik ürünlere alternatif olarak her zaman tercih ettiği bir bakım yöntemi olmuştur.

Sabah Bakımı
İlk olarak sabah kalktığınızda su ve sabunla cildinizi iyice yıkayın ve yumuşak bir havlu ile kurulayın. Bir süre sonra yani cilt kuruduktan sonra tonikle temizleyin. Yüzünüzü temizlediğiniz pamuğa baktığınızda çok şaşıracaksınız. Az önce cildinizi sabunla temizlememiş gibi pamuk kirlenir. Çünkü sabun toniğin ulaşabildiği kadar cildin derinine ulaşıp oradaki kirleri temizleyemez. Cildinizi temizledikten sonra mutlaka cildinize uygun bir nemlendirici krem sürün fakat cildiniz kuru dahi olsa kreminiz çok yağlı olmasın. Sabah yaptığınız bu basit cilt bakımı cildinizi ve boynunuzu gün boyu dış etkenlerden korur ve cildinize güzellik kazandırır.

Akşam Bakımı
Akşam bakımı da sabah bakımına benzer. Özellikle makyajlıysanız yüzünüzü ve boynunuzu önce sabunla yıkayın, daha sonra tonik veya losyon, bunlar yoksa süt ile iyice silerek temizleyin. Yüzünüzde fondöten veya pudra artığı bırakmayın. Daha sonra cildinize sabah kullandığınızdan biraz daha yağlı bir nemlendirici krem sürün. Kreminizi cildinizin yapısına göre seçmeye özen gösterin. Evet hepsi bu. Basit, ekonomik ve gerçekten faydalı.

Kadife gibi bir cilt için
Cildinize uyguladığınız sabah ve akşam bakımının yanında haftada bir kez uygulayabileceğiniz bitkisel cilt bakımı maskelerini çeşitli kaynaklardan ve internetten sizin için derledik.

1 adet yumurtanın beyazını iyice çırparak kabartın. İçine bir komposto kaşığı bal ile birkaç damla bademyağı ilave edin. Bu karışımı krema haline gelinceye kadar çırpın (eğer cildiniz kuru ise badem yağını birkaç damla daha fazla katabilirsiniz). Hazırladığınız kremi sabahları yüzünüze sürüp 1-2 saat bekleyin ve daha sonra yüzünüzü ılık suyla silin (haftada bir kez uygulayabilirsiniz).

1 tane muzu soyup iyice ezin ve bunu yüzünüze sürüp 15 dakika bekletin. Daha sonra yüzünüzü su ile yıkayın ve yumuşak bir havlu ile kurulayın ve nemlendirici krem sürün (haftada bir kez uygulayabilirsiniz).

Cilde Parlaklık Vermek İçin
1 kaşık bal ile 1 yumurtanın akını iyice çırpıp yüzünüze sürün. 15 dakika bekledikten sonra avuç içlerinizi 4-5 kere yüzünüze bastırıp çekin. Daha sonra yüzünüzü soğuk su ile yıkayın.

Aynı miktarlarda avokado yağı, buğday yağı, saf zeytinyağı ve 2 yemek kaşığı balı iyice karıştırıp cildinize sürün. 10-15 dakika bekledikten sonra cildinizi ılık su ile yıkayın.

Cildinizdeki gözenekleri sıkılaştırmak için
2-3 yemek kaşığı killi toprak ile 2 tane havucun suyunu karıştırıp yüzünüze sürün. 1 saat bekledikten sonra yüzünüzü soğuk su ile yıkayın.

1 litre maden suyuna 1 tutam lavanta çiçeği, 1 tutam ısırgan yaprağı, 1 tutam kırlangıç otu atıp 2 gün bekletin. Sonra bu su ile yüzünüzü silin. 30 dakika bekledikten sonra ılık su ile yüzünüzü yıkayın.

82