Bitkilerle İlaç Kullanımına Dikkat!

Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Baykal,  Halk arasında sıkça kullanılan bitkisel ürünlerin zararları ve tüketirken dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.

Bitkisel ürünlerde ilaçlar güvenli değildir

Bitkisel ürünlerde zayıflama ilaçlarından, aktarlarda satılan karışımlara, zayıflama çaylarına kadar çok geniş bir pazar söz konusudur. Birçok bitkisel kaynaklı ürünler yıllardır kullanılmakta ve yararlı olduğu bilinmektedir. Bununla beraber bazı bitkisel ürünler kullanıcılar üzerinde ciddi yan etkilere neden olabilmektedir. Dikkat edilmelidir ki, bitkisel ürünler ilaçlardan daha güvenli değildirler. Hepsi olmamakla beraber bitkisel ürünlerin çoğu zararlı etkiler göstermektedirler. Ticaretini yapanlar kullanıcılara bu bitkisel ürünlerin çoğunun natürel oldukları söylemektedirler.

İlaçlardan farklı olarak bitkisel ürünler kullanılmadan önce test edilmezler ve dolayısıyla güvenli oldukları söylenemez. Bu ürünlerden bazıları toksik maddeler ve polen içerir ki; bu durum bazı kişilerde hastalıklara neden olabilmektedir. Bazılarının içersinde üzerindeki etikette belirtilmeyen steroid ve östrojen gibi maddeler bulunabilmektedir. Bir kısmının içersinde ise arsenik, civa, kurşun ve pestisid gibi zehirli maddeler bulunabilmektedir.

Bitkisel ürünler ve dikkat edilmesi gereken durumlar

Bir bitkisel ürünün üzerinde doğal olduğunu belirten bir etiketin bulunması onun güvenli olduğunu göstermez. Örneğin kava ve eşek kulağı bitkisi ciddi karaciğer hastalığına neden olabilmektedir.
Bitkisel ürünler bir ilaç gibi düşünülerek, doğru kullanılmadığında veya büyük miktarlarda alındığında ciddi sağlık problemlerine neden olabilmektedir.

hangi bitki hangi ilaçla alınmazHamile kadınlar veya emziren anneler özellikle dikkatli olmalıdırlar. Çünkü bu ürünler ilaç gibi etki gösterebilirler.

Bazı bitkisel ürünler ilaç gibi etki gösterdiğinden, kullanılan ilaçlarla etkileşerek, zararlı olabilmektedirler.
Birçok bitkisel kaynaklı ürünlerin içerisindeki aktif madde bilinmemektedir. Bu ürünlerin içerisinde onlarca, yüzlerce madde veya bileşik bulunmaktadır. Bilim adamları faydalı olduğu ileri sürülen ürünler içerisindeki bileşenleri tespit etmeye çalışmaktadırlar.

Yapılan araştırmalar sonucu bitkisel ürünlerin etiketleri üzerinde belirtilen bileşiklerin haricinde daha birçok maddeler tespit edilmiştir.

Bazı bitkisel ürünlerin içerisinde metaller, etiketsiz ürünler, mikroorganizmalar ve diğer maddeler bulunmaktadır.

Bitkisel ürünler hasta edebilir

Tedavi veya destek amacıyla kullanılmakta olan yüzlerce bitkisel ürün mevcuttur. Bunlar içerisinde en çok bilinenler; sinameki, bitkisel çaylar, papatya türleri, yosun hapları, kondriotin sülfat, ekinezya, efedra, garlik, ginkgo biloba, ginseng, kava, glukozamin, melatonin ve fitoöstrojenlerdir.

Sık kullanılan ilaçlardan biri olan sinameki, vücuttaki suyun atılmasını hızlandırıcı etkiler içermektedir. Kullanılan diüretik çaylar (zayıflama ve form çayları) bağırsaklarda bulunan “mikrovillus” adı verilen tüycüklerin kısalmasına ve düzleşmesine, dolayısıyla kabızlığa yol açmaktadır. Sinameki kullanıldığı durumlarda besin öğelerinin emilimlerinde sıkıntılar yaşanabilir. Mesela potasyum emilimi azalınca kalp kaslarına olumsuz yönde etki eder. Sonuç, kalp hastalığına kadar gidebilir.

Yosun haplarına dikkatBu tip hapların içersinde “sibutramin” adlı iştah azaltıcı bir madde yer almaktadır. Gerçekte insanlar yosunla değil sentetik bir madde ile zayıflıyorlar ve madde kontrolsüz kullanıldığı için birçok kişinin ölümüne yol açmıştır. Doğadan toplanan mantarlar ile zehirlenen insanlara yönelik haberler basında bol miktarda mevcuttur. Doğadan toplanan ve demlenerek içilen papatyalar da kimi zaman ciddi zehirlenmelere yol açabilmektedir. Çok çeşitli papatya türlerinden bazıları böcek öldürücü, bir başkası migren, diğeri ise soğuk algınlığı tedavisi amacıyla kullanılmaktadır.

 

Yaşlılar ve hastalar özellikle dikkat etmeli

Kullanılmakta olan bu bitkisel ürünler bazı hastalık durumlarında güvenli değillerdir. Bu ürünler özellikle yaşlı kişilerde tehlikeli olabilmektedir. Dolayısıyla bitkisel kaynaklı ürünleri aşağıdaki sağlık problemi olanlar kullanırken çok dikkatli olmalıdırlar.

  • Kanama problemi olanlar
  • Kanserli hastalar
  • Şeker hastalığı olanlar
  • Prostat rahatsızlığı olanlar
  • Sarası (epilepsi) olanlar
  • Göz tansiyonu (glokom) olanlar
  • Kalp hastalığı olanlar
  • Hipertansiyonu olanlar
  • Psikiyatrik hastalığı olanlar
  • Parkinson hastalığı olanlar
  • Karaciğer hastalığı olanlar
  • Felçli hastalar
  • Tiroid hastalığı olanlar
  • Bağışıklık sistemi yetmezliği olanlar.

Bitkisel ürünleri kullanan ve cerrahi müdahale geçirecek olan kişiler bu durumu mutlaka doktoruna belirtmelidirler. Çünkü bitkisel ürünler kanama ve anestezide bazı sorunlara yol açabilmektedir. Bu gibi durumlarda bitkisel ürünün iki hafta önceden kesilmesi gerekmektedir.
Bitkisel ürünler özellikle böbrek ve diyaliz hastalarında; kan basıncı, kan şekeri ve pıhtılaşma üzerine tahmin edilemeyen etkiler ve elektrolit dengesizlikleri nedeniyle zararlı olabilmektedir.

Hangi bitki hangi ilaçla alınmaz?

  • Ekinezya; aspirin ve kortizon tipi ilaçlarla
  • Efedra; burun açıcı (dekonjestan) ilaçlar, kafein, tansiyon ve kalp ilaçları ile
  • Garlik; Aspirin ve romatizma ilaçları ile
  • Ginkgo biloba; aspirin, romatizma ilaçları, kan sulandırıcı ve idrar söktürücülerle
  • Ginseng; aspirin-romatizma ilaçları, kalp ilaçları, şeker hapları, idrar söktürücülerle
  • Glukozamin; idrar söktürücü ve insülinler
  • Kava; Parkinson ilaçları ve kan sulandırıcılarla
  • Melatonin; romatizmal ilaçlar, kortizon ve beta blokerler ile
  • Kondriotin sülfat; aspirin ile birlikte kullanılmamalıdır.

Yan etkilere dikkat

  • Ekinezya kullananlarda; mide rahatsızlığı, ishal, kabızlık, allerji,
  • Garlik kullananlarda bulantı, ishal, kanama, alerji
  • Ginseng kullananlarda baş ağrısı, uyku problemi, ürtiker, vajinal kanama, göğüslerde hassasiyet, tansiyon problemi
  • Ginkgo biloba kullananlarda mide rahatsızlığı, ishal, baş ağrısı, kanama, epilepsi, kramplar
  • Glukozamin kullananlarda mide rahatsızlığı, şişkinlik, gaz, ishal
  • Kava kullananlarda uyuklama, kaşıntı, karaciğer rahatsızlığı
  • Melatonin alanlarda uyuklama, baş ağrısı, depresyon, mide rahatsızlığı
  • Fitoöstrojen alanlarda meme ve rahim rahatsızlıkları, tiroid problemleri
  • Sarımsak ve zencefil gibi bitkiler kandaki pıhtılaşmayı azaltır. Bu nedenle cerrahi müdahalede bulunulacak kişiler ile aspirin ve ağrı kesici kullananların bu bitkisel ilaçları almaması gerekir.
  • Efedra alanlarda baş ağrısı, sinirlilik, tansiyon yüksekliği, felç ve kalp krizi görülebileceği unutulmamalıdır.

150

ADRİBLASTİNA 10 mg

29 Mart 2009 Yazan admin  
Kategori İlaç Bilgileri

Formülü:
Beher flakon 10 mg. Adriamisin Hidroklorür ihtiva eder. ADRİBLASTİNA (adriamisin, doksorubisin, 14 hidroksidaunorubisin) Streptomyces peucetius v.caesius kültürlerinden izole edilmiş antimitotik ve sitotoksik bir antibiyotiktir.

Klinik Endikasyonları:
ADRİBLASTİNA, sitotoksik tedavide tecrübeli kimselerin idaresi altında planlanmış terapötik programın bir parçası olarak neoplazmanın çeşitli tiplerinin tedavisinde kullanılır. Gerek akut ve gerekse kronik lösemi ADRİBLASTİNA’ ya cevap vermiştir. Lenfoma, yumuşak nesiç sarkoması, nöroblastoma, akciğer ve göğüs kanserleri bu ilacın uygulanmasından sonra gerilemiştir.

Kontrendikasyonları:
ADRİBLASTİNA, ağızda ülserasyon ve kemik iliği depresyonu bulunduğu hallerde tekrarlanmamalıdır. Bazı hallerde ağızda ülserasyon olmadan evvel başlangıçta bir yanma hissi olur ki böyle bir durumda ADRİBLASTİNA’nın tekrarı tavsiye edilmez.

Uyarılar/Önlemler:
ADRİBLASTİNA ile tedavi sırasında rutin hematolojik kontroller yapılacak ve tedavinin onuncu gününden sonra, kemik iliğinde depresyon olabileceği gözönünde tutulacaktır. ADRİBLASTİNA, kalp rahatsızlığı olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Immunosupresif tedavi görenlerde, hastanın enfeksiyonlara karşı direnci azalacağından, tedavi süresince aseptik bir ortamda yaşamlarını sürdürmeleri gereklidir

Yan Etkiler / Advers Etkiler:
ADRİBLASTİNA, diğer sitotoksiklerde olduğu gibi alopezi, ağızda ülserasyon, kemik iliğinde depresyon meydana getirebilir. Bulantı, kusma, diyare gibi gastroentestinal bozukluklar görülebilir. Kalpte taşikardi, EKG’ da T dalgasının düzlenmesi ve S-T düşüklüğü gibi etkiler görülebilir.
Hastaların %1’inde konjestif kalp yetersizliği görülmüştür. 550 mg/m2 lik kümülatif bir dozdan sonra kardiyotoksisite ihtimali artar.

BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.

Kulllanım Şekli ve Dozu:
ADRİBLASTİNA’ nın serbest akımlı bir entravenöz enfüzyon tüpünden 2-3 dakikayı aşacak şekilde (çabuk) verilmesi tavsiye olunur. Bu teknik, damar dışına sızmayı önlemek ve trombofilebit tehlikesini asgariye indirmek için gereklidir.

Solid tümörlerde kemik iliği normal olduğundan şu dozlar tavsiye olunur:
3 gün süre ile günde kg. başına 0.6 mg. veya 2 gün süre ile kg. başına 0.8 mg. Bu zerkler hematolojik şartlara tabi olarak, 3 haftalık aralıklarla tekrarlanabilir.

Akut lösemide doz hastanın cevabına bağlıdır. Tavsiye edilen başlangıç dozu 3 gün süre ile kg. başına 0.4-0.5 mg.’dır. Elde edilen antilösemik ve miyelosüpresif etkiye göre, bu tertip ikinci ve hatta üçüncü defa, her zerk arası 7-10 günden az olmamak üzere tekrarlanabilir.

İlacın Sulandırılması ve Saklanması:
Enjeksiyonlar için 5 ml.lik bidistile su veya aynı miktarda serum fizyolojik kullanılır. Hazırlanan solüsyon 4°C’ de 24 saat saklanabilir. 25°C’nin altındaki oda sıcaklığında saklayınız ve ışıktan koruyunuz.

Ticari Şekli
10 mg. liyofilize adriamisin hidroklorür ihtiva eden flakon, 5 ml. enjeksiyonluk su içeren çözücü ampul..

135

Adalat CRONO

29 Mart 2009 Yazan admin  
Kategori İlaç Bilgileri

Formülü : Her film kaplı tablet 30 mg nifedipin içerir. Ayrıca, boyar madde olarak, kırmızı demir oksit (E172/C.I. 77491) ve titanyum dioksit (E171 /C.I.77891)içermektedir.

Farmakolojik Özellikler : Nifedipin, 1,4-dihidropiridin türevi bir kalsiyum antagonistidir. Kalsiyum antagonistleri, kalsiyum kanallarından hücre içine kalsiyum girişini inhibe etmektedir. Nifedipin, özellikle miyokard hücreleri, koroner arterlerin düz kas hücreleri ve periferik damarlar üzerinde etkili olmaktadır.Nifedipin arteriyollerde düz kas tonusunu azaltır, böylece artmış periferik direnci ve dolayısıyla kan basıncını düşürür. Tedavinin başlangıcında kalp hızında ve buna bağlı olarak kardiyak atım hacminde geçici refleks bir artış olabilir. Ancak, bu, vazodilatasyonu kompanse edecek düzeyde değildir.

Ayrıca, nifedipin, gerek kısa, gerekse uzun dönemli tedavilerde, sodyum ve su ekskresyonunu arttırır. Nifedipinin kan basıncını düşürücü etkisi, özellikle hipertansif hastalarda belirgindir.Nifedipin, kalpte, koroner arterleri dilate etmekte, özellikle de büyük damarları etkilemekte, hatta kısmi stenozlu alanlarda bile etkisini göstermektedir.

Ayrıca, nifedipin koroner arterlerin vasküler düz kas tonusunu azaltarak vazospazmı önlemektedir. Sonuç olarak, post-stenotik kan akımı ve oksijen temini artar. Buna paralel olarak, nifedipin, periferik direnci düşürerek oksijen gereksinimini azaltmaktadır (afterload).

Nifedipinin uzun dönemli kullanımıyla, yeni aterosklerotik lezyonların oluşumu da önlenebilmektedir.Adalat CRONO 30 tabletleri, 24 saati aşkın bir süre hemen hemen sabit bir oranda nifedipin sağlayacak şekilde formüle edilmiştir. Nifedipin, tabletten, membran kontrollü ozmotik itici-çekici (push-pull) proses ile salınmaktadır. Salım, gastrointestinal pH veya motiliteden bağımsızdır.

Yutulduktan sonra, tabletteki biyolojik olarak inert komponentler, gastrointestinal kanaldan geçişte intakt olarak kalır ve çözünmeden feçesle atılır. Oral uygulamadan sonra, nifedipin hemen hemen tümüyle absorbe olur. Hızlı salımlı nifedipin formülasyonlarının (Adalat kapsül), sistemik yararlanımı ilk geçiş etkisine bağlı olarak %45-56 arasındadır.

Kontrollü salımlı Adalat CRONO tabletin, kapsüle göre rölatif biyoyararlanımı ise %68-86 civarındadır ve ilk dozdan sonra, yaklaşık 6-12 saat içinde plato oluşturmaktadır. Tekrarlanan dozları takiben, 24 saati aşkın bir süre ile rölatif olarak sabit plazma konsantrasyonları sağlanmaktadır.

Adalat CRONO 30 için pik plazma konsantrasyonu, 20-21 ng/ml, maksimuma ulaşma zamanı ise 12-15 saattir. Nifedipinin plazma proteinlerine bağlanma oranı yaklaşık olarak % 95′tir. Oral uygulamadan sonra nifedipin barsak duvarı ve karaciğerde metabolize olur. Metabolitleri inaktiftir. Nifedipin, metabolitleri halinde, başlıca böbrekler ve %5-15 oranında da safra ile atılır. İdrarda bulunan değişmeden kalan madde miktarı % 0.1′in altındadır.

Endikasyonları : 1. Hipertansiyon 2. Koroner kalp hastalığı Kronik stabil anjina pektoris (efor anjinası) Kontrendikasyonları : Adalat CRONO 30, nifedipine aşırı duyarlılığı olanlarda ve kardiyovasküler şokta kullanılmamalıdır. Enzim indüksiyonu nedeniyle, nifedipin etkin plazma konsantrasyonuna erişemediği için, nifedipin rifampisin ile birlikte kullanılmamalıdır. Gebelik ve emzirme sırasında kullanım: Nifedipin gebelikte kontrendikedir. Gebelerde yeterli çalışmalar yapılmamıştır, ancak hayvanlarda yapılan çalışmalarda embriyotoksik, fetotoksik ve teratojenik etkiler görüldüğünden, nifedipin gebelik süresince kullanılmamalıdır. Hayvanlarda bu etkilerin görülmesine yol açan dozlar, toksik olmakla birlikte, insanlar için tavsiye edilen maksimum dozdan defalarca daha yüksektir. Nifedipin anne sütüne geçmektedir. Bu konuda bir deneyim olmadığından, olası etkiler göz önüne alınarak, emzirme döneminde nifedipinin kullanılması elzem olduğu takdirde, öncelikle emzirmeye son verilmelidir.

Fertilite: Nadir in vitro fertilizasyon vakalarında, nifedipin benzeri kalsiyum antagonistleri ile spermatozoalardaki reversibl biyokimyasal değişiklikler arasında ilişki görülmüştür. Tekrarlanan in vitro fertilizasyon girişimlerinin başarısız olduğu erkeklerde, sonuç başka bir nedene bağlanamıyorsa, nifedipin benzeri kalsiyum antagonistleri muhtemel bir neden olarak göz önüne alınmalıdır.

Uyarılar / Önlemler : Kan basıncı çok düşük olan (ciddi hipotansiyon, sistolik basınç < 90 mm Hg), kalp yetmezliği bulunan ve ciddi aort stenozu olan hastalarda dikkatli olunmalıdır.Karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalar dikkatle izlenmelidir, ciddi vakalarda doz azaltımı gerekebilir.Biyolojik olarak inert komponentler,deforme olmadan feçesle atıldığı için, gastrointestinal kanalda ciddi darlık olan hastalarda obstrüktif belirtiler ortaya çıkabilir. Bu nedenle, dikkatle uygulanmalıdır.

Bilinen gastrointestinal hastalık hikayesi olmaksızın, bazı vakalarda obstrüktif semptomlar görülmüştür.Adalat Crono, Kock kesesi ( proktokolektomiden sonra yapılan ileostomi) olan hastalarda kullanılmamalıdır.Baryum kontrastlı grafi uygulaması sırasında, Adalat CRONO 30 kullanan hastalarda yalancı pozitif etkiler görülebilir (örneğin ; dolum hataları polip olarak yorumlanabilir).Nifedipin, gebelerde, i.v. magnezyum sülfat ile birlikte kullanılırken dikkatli olunmalıdır.

Nifedipin, özellikle tedavinin başlangıcında ve alkolle birlikte alındığında, araç ve makine kullanma kabiliyetini etkileyebileceğinden dikkatli olunmalıdır.

Yan Etkiler / Advers Etkiler : Adalat CRONO ile yapılan klinik çalışmalarda en sık görülen yan etkilerin sıklık ve vücut sistemlerinde oluşumuna göre dağılımı (hasta sayısı n = 9566 tarih : 13.10.1998). Sıklık insidansı : %1 ve < %10 ( Çok sık ) Tüm vücutta : asteni (yorgunluk), ödem, başağrısı Kardiyovasküler sistem : periferik ödem, vazodilatasyon, palpitasyon Sindirim sistemi : konstipasyon Sinir sistemi : baş dönmesi Sıklık insidansı : %0.1 ve < %1 ( Sık ) Tüm vücutta : karın ağrısı, göğüs ağrısı, bacak ağrısı, yorgunluk, ağrı Kardiyovasküler sistem : hipotansiyon, postural hipotansiyon, taşikardi, senkop. Sindirim sistemi : diyare, ağız kuruluğu, hazımsızlık, şişkinlik , bulantı Kas - İskelet sistemi : bacak krampları Sinir sistemi : uykusuzluk, sinirlilik, parestezi, uyku hali, vertigo Solunum sistemi : dispne Deri ve ekleri : kaşıntı, kızarıklık Ürogenital sistem : noktüri, poliüri Sıklık insidansı : %0.01 ve < %0.1 ( Ara sıra ) Tüm vücutta : alerjik reaksiyon, substernal göğüs ağrısı, titreme, yüz ödemi, ateş Kardiyovasküler sistem : anjina pektoris (unstabil hariç), kardiyovasküler hastalık Sindirim sistemi : anoreksi, geğirme, gastrointestinal bozukluk, dişeti hiperplazisi, jinjivit, artmış GGT, anormal karaciğer fonksiyon testi, kusma Kas istelet sistemi : artralji, kemik hastalığı, miyalji Sinir sistemi : hipestezi, uyku bozukluğu, tremor Solunum sistemi: burun kanaması Deri ve ekleri : anjiyoödem, makulopapüler kızarıklık, pustüler kızarıklık,terleme, ürtiker, vezikülobullöz kızarıklık Özel duyular : anormal görme, göz bozukluğu, göz ağrısı Ürogenital sistem : dizüri, sık idrara çıkma Adalat CRONO ile ilgili spontan raporlarda en sık görülen yan etkilerin sıklık ve vücut sistemlerinde oluşumuna göre dağılımı (hasta sayısı n = 2886 tarih : 15.09.1998) Sıklık insidansı : %0.01 ( Ender ) Tüm vücutta: anafilaktik reaksiyon Sindirim sistemi: bezoar, disfaji, özofajit, dişeti hastalığı, intestinal tıkanıklık, barsak ülseri,sarılık, artmış SGPT Hematolojik ve lemfatik sistem : lökopeni, purpura Metabolik ve beslenme bozukluğu : hiperglisemi, kilo kaybı Kas-iskelet sistemi: kas krampları Deri ve ekleri : eksfoliyatif dermatit, jinekomasti, fotosensitif dermatit.

Özel duyular: bulanık görme Malign hipertansiyon ve hipovolemik diyaliz hastalarında vazodilatasyon sonucu kan basıncında aşırı düşüş gelişebilir.

BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.

İlaç Etkileşimleri : Nifedipinin kan basıncını düşürücü etkisi diğer antihipertansiflerle artabilir.ß-blokerlerle birlikte verildiğinde, hasta şiddetli hipotansiyon açısından dikkatle izlenmelidir. İzole vakalarda kalp yetmezliği gelişebilir.Nifedipin, hem incebarsakta hem de karaciğerde lokalize sitokrom P450 3A4 enzim sistemi yoluyla metabolize olur. Dolayısıyla, bu enzim sistemini indüklediği veya inhibe ettiği bilinen ilaçlar, nifedipinin ilk geçişini (oral uygulama sonrası) veya klirensini değiştirebilirler.Nifedipin ve digoksinin birlikte verilmesi, digoksin klirensinde azalmaya, dolayısıyla digoksinin plazma düzeyinin yükselmesine yol açabilir.Fenitoin, Sitokrom P450 3A4 enzim sistemini indükler.

Fenitoin ile nifedipinin birlikte kullanımında , nifedipinin biyoyararlanımı azalır ve etkinliği zayıflar.Birlikte kullanım sırasında nifedipine klinik yanıt monitörize edilmeli ve gerekirse nifedipin dozunun arttırılması değerlendirilmelidir. İki ilacın birlikte kullanımı sırasında, nifedipin dozu arttırılırsa, fenitoin ile tedavi kesildiğinde, nifedipin dozunun azaltılması değerlendirilmelidir.

Kinidinle birlikte nifedipin uygulandığında, bazı vakalarda plazma kinidin düzeyinde azalma veya nifedipinin kesilmesiyle kinidin seviyesinde bir artış gözlenmiştir.Quinupristin/Dalfopristin ile nifedipinin birlikte kullanımı, nifedipinin plazma konsantrasyonunda artışa yol açabileceğinden; bu iki ilaç birlikte kullanılacağı zaman, kan basıncı monitorize edilmeli ve gerekirse nifedipin dozunun azaltılması değerlendirilmelidir.

Simetidin plazma nifedipin düzeyini yükseltir ve antihipertansif etkiyi arttırabilir.Rifampisin enzim indüksiyonu ile nifedipinin metabolizasyonunu hızlandırarak etkinliğini ve biyoyararlanımını azaltabilir. Bu yüzden, rifampisin ve nifedipin birlikte kullanılmamalıdır. Diltiazem, nifedipin klirensini azaltır. Bu iki ilacın kombinasyonunda dikkatli olunmalı ve gerektiğinde nifedipin dozu azaltılmalıdır.Greyfurt suyu nifedipinin plazma konsantrasyonunu arttırabilir.Sisaprid ile nifedipinin birlikte kullanımı nifedipinin konsantrasyonlarını arttırabilir.

Bu nedenle, birlikte kullanım sırasında kan basıncı monitörize edilmeli ve gerekirse, nifedipin dozunun düşürülmesi değerlendirilmelidir.Teorik olarak etkileşime girebilecek diğer ilaçlar:, Eritromisin, ketokonazol, itrakonazol, flukonazol, takrolimus, karbamazepin, fenobarbiton, valproik asit.Etkileşime girmeyen ilaçlar: Ajmalin, benazepril, debrisoquine, doksazosin, omeprazol, orlistat, pantoprazol, ranitidin, asetilsalisilik asit ( aspirin ) 100 mg, kandesartan sileksetil, serivastatin, ibesartan, rosiglitazon, talinolol, triamteren hidroklorotiazid. Nifedipin, üriner vanilil mandelik asit değerlerini spektrofotometrik ölçümlerde yanlışlıkla yükselmiş olarak gösterebilir.

Kullanım Şekli ve Dozu : Tedavi mümkün olduğu kadar hastanın ihtiyacına göre düzenlenmelidir. Doktor tarafından başka şekilde önerilmedikçe, yetişkinler için tavsiye edilen doz:

1. Hipertansiyonda günde 1 tablet Adalat CRONO 30 (1×30 mg / gün) 2. Koroner kalp hastalığında (Kronik stabil anjina pektoris) günde 1 tablet Adalat CRONO 30 (efor anjinası) (1×30 mg / gün) Başlangıç dozu olarak ,günde 30 mg tek doz önerilir. Hastalığın şiddeti ve hastanın cevabına göre, doz, aşamalar halinde, günde tek seferde 120 mg’a çıkartılabilir.Kullanım süresine doktor karar vermelidir.Tabletler bir miktar su ile bütün olarak yutulmalıdır. Tabletler bölünmemelidir ve çiğnenmemelidir.

Doz Aşımı ve Tedavisi : Ciddi nifedipin entoksikasyonunda kan basıncında düşüş, komaya kadar varabilen şuur bozuklukları, taşikardi, bradikardi, hiperglisemi, metabolik asidoz, hipoksi ve pulmoner ödem ile kardiyojenik şok görülebilir.Özellikle, Adalat Crono gibi kontrollü salımlı ürünlerin entoksikasyonunda, etken maddenin sonradan oluşabilecek absorbsiyonunu önlemek için gastrik lavaj yanısıra, ince barsak yıkamasını da kapsayan tam bir eliminasyon sağlanmalıdır. Nifedipin diyalize olmadığı için hemodiyalizin bir faydası yoktur.

Plazmaferezis önerilir (plazma proteinlerine yüksek oranda bağlanır. Dağılım hacmi nispeten düşüktür). Bradikardik kalp ritm bozuklukları, -sempatomimetiklerle semptomatik olarak tedavi edilebilir.Hayatı tehdit eden bradikardik kalp ritm bozuklukları için geçici pacemaker tedavisi önerilebilir. Kardiyojenik şok ve arteryel vazodilatasyonun sonucu olan hipotansiyon, kalsiyum ile tedavi edilebilir (10-20 ml %10′luk kalsiyum glukonat solüsyonu yavaşça i.v. yolla verilir. Gerekiyorsa doz tekrar edilir). Sonuç olarak, kalsiyum serum seviyeleri, normal seviyenin en üst sınırına ya da biraz daha yükseğe ulaşabilir. Kan basıncı kalsiyum ile yeterli seviyeye yükseltilemezse, ek olarak dopamin veya noradrenalin gibi vazokonstriktör sempatomimetikler uygulanır. Bu ilaçların dozu alınan cevaba göre belirlenir. Ek sıvı verilmesi, kalbin aşırı yüklenmesi tehlikesinden dolayı dikkatle uygulanmalıdır.

Saklama Koşulları : 30o C altındaki oda sıcaklığında ve ambalajında saklayınız. Işıktan koruyunuz.

Ticari Takdim Şekli : 20 tabletlik blister ambalajlarda

Diğer Ticari Şekilleri : Her tabletin 60 mg nifedipin içerdiği 20 tabletlik ambalajda. Bayer AG, Almanya lisansı ile ithal edilmiştir. Ruhsat sahibi ve ithal eden : Bayer Türk Kimya San. Ltd. Şti., Şişli - İstanbul Üretim yeri : Bayer AG, Leverkusen, Almanya’da üretilmiş ve Bayer İlaç Fabrikaları A.Ş Topkapı- İstanbul’da ambalajlanmıştır. Ruhsat tarihi : 15.07.1996 Ruhsat no. : 99 / 71 Reçete ile satılır. Çocukların ulaşamayacakları yerlerde ve ambalajında saklayınız.

Kaynak: Bayer Türk Kimya San.

146

5-Fluorouracil Ebewe

05 Mart 2009 Yazan admin  
Kategori İlaç Bilgileri

Flakon

Liba

Etken Madde(ler):
5-Florourasil

Piyasa Şekilleri:
500 mg/10 ml: 10 ml’lik 1 flakon, 1000 mg/20 ml: 20 ml’lik 1 flakon içeren ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Günlük kullanımda başlangıç tedavisi: i.v. Enfüzyon şeklinde, 15 mg/kg veya 600 mg/m2, günlük 2-4 saat içinde, yan etkiler belirinceye kadar. i.v. enjeksiyon şeklinde, 1, 2, ve 3. günlerde 12 mg/kg veya 480 mg/m2 yavaş i.v. (2-3 dak), eğer toksik etki görülmezse 5, 7 ve 9. günlerde 6 mg/kg veya 240 mg/m2 uygulanması önerilir. Haftalık kullanımda başlangıç tedavisi: Haftada bir kez yavaş i.v. şeklinde 15 mg/kg veya 600 mg/m2; 24 saat uzun süreli enfüzyon: 5-7 mg/kg/gün veya 200 mg/m2/gün. İdame tedavisi: Yan etkilerde azalma ve/veya lökositlerde 3.000-4.000 ml’ye ve trombositlerde 80.000-100.000 ml’ye yükselme sözkonusu ise: Haftada birkez, 5-10 mg/kg veya 200-400 mg/m2 i.v. olarak uygulanır. Günlük maksimum doz 1 g’ı geçmemelidir. İdame tedavisi haftada birkez i.v. olarak 5-10 mg/kg’dır. Bildirilen doz ideal vücut ağırlığına göredir, şişmanlık veya ödem durumlarında doz ayarlaması yapılmalıdır.

Endikasyonları:
Farklı kanser formlarının palyatif tedavisinde tek başına veya kolorektal ve meme kanserlerinin tedavisinde kombine olarak, ayrıca pankreas bezi, karaciğerin malign tümörlerinde, karaciğer metastazında ve anal kanserde endikedir. Fluorourasil, over kanserinde, servikal kanserde, mesane ve prostat kanserinde endikedir.

Kontrendikasyonları:
İlacın içerdiği maddelerden herhangi birine aşırı duyarlılık; kan değerlerinde ciddi değişiklikler, kemik iliği depresyonu, kanama; malabsorbsiyon, ağır karaciğer ve böbrek fonksiyon bozuklukları; ağır enfeksiyonlar, herpes zoster, varisella, stomatit, ağız boşluğu ve gastrointestinal ülserasyonlar, psodömembranöz enterit. Yaygın karaciğer metastazında (düşük degradasyon) dikkat edilmelidir. 5-Fluorourasil hamilelikte kesinlikle kontrendikedir.

Uyarılar:
Tedavi sadece kemoterapide uzman doktorlar tarafından ve hastane ortamında yapılmalıdır; tedavi ayarlamaları yalnızca hastanede yapılmalıdır. Tedaviye başlandığında sık aralıklarla (her 2-3 günde) kan sayımı kontrolleri gerekmektedir. İdame tedavisi sırasında kan sayımı, karaciğer ve böbrek fonksiyonları her doz uygulanmasından önce düzenli olarak izlenmelidir. Her uygulamadan önce ağız boşluğu incelenmeli ve dışkıda gizli kan testi yapılmalıdır. Yüksek doz pelvik irradyasyonundan ve alkilleyici maddelerle tedaviden sonra riskli hastalarda ve ağır kemik metastazı durumlarında özellikle dikkat edilmelidir. Eğer metotreksat ile kombine verilecekse, optimal etkiyi elde etmek için metotreksat 24 saat önce uygulanmalıdır (tersi doğru değildir). 5-fluorourasil ile tedavi sırasında canlı aşılarla aşılanmamalıdır. Bu durum hastalarla yakın temasta olanlar için de geçerlidir. Anafilaktik reaksiyonlar olabileceğinden, 5-fluorourasil ile tedavi başlatılmadan önce şok tedavisi için hazırlıklı olunmalıdır. 5-fluorourasil ile tedaviden önce ve sonra, tedavi sırasında hem erkekler hem de kadınlar için doğum kontrolü garantilenmelidir. Eğer tedavi kesildikten sonra hamilelik arzu ediliyorsa genetik konsültasyon önerilir. Hayvan deneyleri istenmeyen fetal reaksiyonlar göstermiştir. İnsanlarda bu tür istenmeyen etkilerin varlığına dair bilgi olmamasına rağmen, 5-fluorourasil hamilelikte kesinlikle kontrendikedir. 5-fluorourasilin anne sütüne geçip geçmediği bilinmediğinden, tedavi edilen kadınlar emzirmekten kaçınmalıdırlar. Araba veya herhangi bir makineyi kullanma yeteneğine zarar verebilir.

Yan Etkileri:
Hematolojik: Lökopeni ve nötropeni ile miyelosupresyon, anemi, immünosupresyon. Gastrointestinal kanal: Anoreksi, mukozit, stomatit, farenjit, özofajit, enterit, ülserler (özellikle ağız boşluğu), hemoraji, malabsorbsiyon görülmektedir. Bulantı, kusma ve diyare antiemetiklerle ve antidiyareik ajanlarla tedavi edilebilir. Deri: Dermatit, kuru cilt, geçici ekzantem, ürtiker, kaşıntı, fotosensitivite, alopesi, hiperpigmentasyon, akne, fronküloz, fissür, telanjiektazi, kutanöz kanama; nadiren tırnakların kaybı ve tırnak değişiklikleri; avuç içi ve ayak tabanlarında eritem genellikle 5-fluorourasil tedavisi kesildikten 5-7 gün sonra azalır; piridoksin ile de tedavi edilebilir (100-150 mg/gün). Kardiyovasküler: Prekardiyal ağrı, iskemi, geçici EKG değişiklikleri, kardiyak enfarktüs. Sinir sistemi: Nadiren konfüzyon, somnolans, ataksi, öfori, fotofobi, nistagmus, retrobulbar nevrit, disartri, MSS fonksiyonlarında reversibl bozukluklar. Diğer: Hemolitik anemi, karaciğer hasarı (nadiren nekroz), böbrek bozuklukları, hiperürisemi, spermatojenez ve ovülasyonda bozukluklar, anafilaktik şok derecesine kadar varabilen bronkospazm, öksürük, burun kanaması, çok nadir olarak lakrimal akışta artma ve lakrimal kanalın daralması.

İlaç Etkileşimleri:
Kalsiyum folinat ile folinik asit kombinasyonda terapötik kullanımı literatürlerde bildirilmiştir. Diğer sitostatik ajanlarla (interferon-a, siklofosfamid, vinkristin, metotreksat, sisplatin, doksorubisin) ve folinik asit ile kombinasyonda, 5-fluorourasilin hem etkinliği hem de toksisitesi artabilir. Diğer miyelosupresif ajanlarla kombinasyonda doz ayarlaması gerekmektedir; aynı anda veya daha önce yapılan radyoterapi de doz azaltılmasını gerektirebilir. Antrasiklinlerin kardiyotoksisitesi artabilir. Folik asit ile kombinasyon ağır diyareye neden olabilir. 5-fluorourasil ile tedaviden önce veya tedavi sırasında, aminofenazon, fenilbutazon ve sulfanomid uygulanmamalıdır. Allopürinol, 5-fluorourasilin etkinliğini ve toksisitesini azaltır. Klordiazepoksit, disulfram, griseofulvin ve izoniazid, 5-fluorourasilin aktivitesini artırabilir. 5-fluorourasilin mitomisin ile kombine kullanıldığı uzun süreli tedaviden sonra, hemolitik üremik sendromun ortaya çıktığı görülmüştür. Literatürde, cam enfüzyon kabı tarafından adsorblanması nedeniyle fluorourasilin etkinliğinin kaybolduğu belirtilmiştir. Tiroksin (T4) ve triiyodotronin (T3) hafif artabilir (hastalar klinik olarak ötiroid kalırlar). İdrardaki bilirubin ve 5-hidroksindolasetik asidi test etme metodlarında artmış veya yanlış pozitif değerler bulunmasına neden olabilir; plazma albumini düşer.

198