Göğüs Küçüklüğünün Nedenleri

18 Mayıs 2009 Yazan admin  
Kategori Kadın Hastalıkları, Memeler

Göğüs küçüklüğü; Ya yapısal olarak genç kızlıktan beri vardır, ya da doğumlardan sonra veya zayıflayan kadınlarda göğüs hacmi kaybedilir ve küçülme olur. Göğüslerde sarkma; Aslında sarkma yaşlanma ile tüm kadınlarda olan kaçınılmaz bir sorundur. Devamını oku

997

Memede oluşan yumrular

09 Mayıs 2009 Yazan admin  
Kategori Kadın Hastalıkları, Memeler

Memedeki yumruların büyük bir çoğunluğu habis değildir. Ne var ki, bir kısmı da habistir. Onun için bir şişkinlik fark ederseniz doktorunuzu arayın. Adet döneminizin sonunda iseniz birkaç gün beklemeyi tercih edebilirsiniz, çünkü yumru adet kanamasından sonra kaybolabilir, bu da onun zararsız bir kist olduğunu gösterir. Devamını oku

195

Lenf Bezlerinin Büyümesi

02 Mayıs 2009 Yazan admin  
Kategori Kadın Hastalıkları, Memeler

Şişmiş bezeler genellikle vücudun hastalıklara karşı korunma mekanizmasının iyi çalıştığını gösterir. Fakat aynı zamanda ciddi hastalıkların da habercisi olabilirler. Bunun ayırdına nasıl varacaksınız? Devamını oku

49

Meme Kanseri Ve Nedenleri

MEME KANSERİ NEDİR ?
Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin, yukarıda tanımladığımız şekilde, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme kanseri denir.

MEME KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ NEDİR ?
Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, meme kanserinin daha sık görüldüğünü biliyoruz. Bu özelliklere risk faktörleri diyoruz. Bu risk faktörlerini taşıyan kişilerin mutlaka meme kanserine yakalanacakları söylenemez. Sadece, bu faktörleri taşımayanlara göre, daha fazla meme kanserine yakalanma olasılıkları olduğunu biliyoruz. Bu faktörleri taşımayan kişiler de meme kanserine yakalanabilirler. Meme kanserine yakalanan kadınların yarısı, bu risk faktörlerini hiç taşımamaktadır. Bu nedenle, risk faktörlerinin taşımayan kişiler de olağan kontrollerini yaptırmalıdırlar.

Meme kanserine yakalanma riskini artıran faktörleri kısaca şu şekilde sayabiliriz;

Yaş: İleri yaş önemli bir risk faktörüdür. Yeni meme kanseri tanısı konan kadınların % 70’i, 50 yaş üzerindedir. Diğer bir deyimle, yaşı 50 yaş üzerinde olan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı, yaşı 50 yaşın altında ola kadınlardan 4 kat daha fazladır. Bu nedenle, 50 yaş üzerindeki her kadın mutlaka yılda bir defa hekime baş vurarak muayene olmalı ve mamografi dediğimi meme filmini çektirmelidir.

Kişisel meme kanseri hikayesi: Daha önce meme kanseri geçirmiş ve tedavi olmuş kadınlarda, diğer memede kansere gelişme olasılığı normal kadınlara göre 3-4 kat daha fazladır. Ailede meme kanseri hikayesi: Aile yakınları arasında meme kanserine yakalanmış kadınların, meme kanserine yakalanma olasılığı, diğer kadınlara göre daha fazladır. Örneğin, kız kardeşi veya annesi meme kanserine yakalanan bir kadının, meme kanserine yakalanma riski, diğer kadınlardan 2- 5 kat daha fazladır. Bu kadınlar daha sık ve dikkatli izlenmelidir. Bu şekilde sorunları olan kadınlar, meme kanseri genetik danışmanlığının yapıldığı kliniklere baş vurarak risklerini hesaplattırmaları gerekir. Eğer aile geçiş riski yüksek  bulunursa, genetik testi yaptırmalıdırlar. Vakfımız polikliniğinde bu hizmet verilmektedir.

Daha önce meme biopsisi yapılmış olması: Memede bir kitle nedeni ile

biopsi yapılmış ve iyi huylu bir tümör saptanmış olabilir. Bazı kanser olmayan

iyi huylu tümörlerin bulunması, kanser gelişme riskini değişik oranlarda

artırabilmektedir. Bu, tümörün hücresel yapısına göre değişir. Örneğin, yapılan

bir biopside, çıkartılan kitlenin patolojik incelemesi sonucu atipik hiperplazi

tanısı konmuş kadınlarda ( bu tamamen iyi huylu bir tümördür), meme kanseri

gelişme oranı normal kadınlara göre daha fazladır.

Fertil çağ süresi: Adet görmeye erken başlanması, menepoza geç girilmesi,

fertil cağı uzatmaktadır. Bu sırada kadın daha uzun süre östrojen hormonu etkisi

altında kalmakta, meme kanseri gelişme riski artmaktadır. Erken menopoza giren

kadınlarda hormon tedavisi yapılmıyor ise, meme kanseri riski önemli ölçüde

azalmaktadır. Elli yaşından sonra adet görmeye devam eden kadınlarda, meme

kanserine yakalanma riski az da olsa artmaktadır.

Doğurganlık hikayesi: İlk çocuğu doğurma yaşı önemlidir. İlk çocuğunu 30

yaşından sonra doğuran kadınlarda meme kanseri görülme oranı 20 yaşından önce

doğuranlara göre 2 kat fazladır. Hiç çocuk doğurmayan kadınlarda risk hafif

yükselmektedir

Sosyoekonomik seviyenin yüksekliği: Varlıklı, sosyoekonomik düzeyi yüksek

olan kadınlarda, meme kanseri görülme oranı daha fazladır. Bu ailelerin kızları

daha iyi beslendikleri için daha erken gelişmekte ve erken yaşta adet görmeye

başlamaktadır. Ayrıca bu çocuklar büyüdükleri zaman eğitim ve iş nedeni ile daha

geç evlenmekte ve daha geç çocuk sahibi olmaktadırlar. Bu nedenlere bağlı olarak

fertil çağın erken başlaması, geç doğurma gibi nedenler sebep olarak

sayılabilir. Ayrıca bunların dışında başka faktörler de rol almaktadır.

Östrojen hormonu tedavisi görenler: Menopoz nedeni ile uzun süre östrojen

tedavisi ( 10 yıldan fazla) gören kadınlarda, meme kanseri oranı artmaktadır.

Fakat, hormon tedavisi almayan kadınlarda da, kalp hastalıklarında ve osteoporoz

gibi sorunlarda artış ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, menopoz yakınmalarının

azaltılması amacı ile, östrojen verilmesi önerilebilir fakat, mutlaka bir hekim

kontrolu altında yapılmalıdır.

Doğum kontrol hapı kullanılması: Bu konuda farklı görüşler olmakla

birlikte hafif bir risk artışı olduğu ileri sürülmektedir. On yıl önce doğum

kontrol hapını bırakmış olan kadınlarda ise, bu risk tamamen ortadan

kalkmaktadır.

Alkol kullanılması: Fazla alkol alan kadınlarda, almayan kadınlara göre

risk nispeten artmaktadır. Günde 3 bardak yüksek dereceli alkol içen bir kadının

meme kanserine yakalanma riski, hiç içmeyen kadına göre 2 kat daha fazladır.

Alkol alımının günde bir kadeh ile sınırlandırılması önerilmektedir.

Sigara: Sigaranın kesin bir etkisi gösterilememiştir. Fakat, genel

sağlığı etkilediğinden dolayı bırakılması önerilmektedir. Şişmanlık ve yağlı

beslenme: Bazı çalışmalarda şişmanlığın, özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda

meme kanserine yakalanma riskini artırdığı gözlenmiştir. Özellikle, doymuş

yağların fazla bulunduğu yağlı et gibi yemekler ve yağlı süt ürünlerinin fazla

alınmasının bu riski artırdığı ileri sürülmüştür.

MEME KANSERİ RİSKİ AZALTILABİLİR Mİ ?
Egzersiz: Yoğun egzersiz ve jimnastik yapan kadınlarda meme kanseri riskinin azaldığı gözlenmiştir. Bu nedenle, tüm kadınlara önerilmektedir.

Beslenme:Meme kanseri ile beslenmenin önemli ilişkisi vardır. Sebze ve meyveden

zengin beslenme, ağır yağlı yiyeceklerden uzak durulması önerilmektedir. Günlük

gıda alımına C vitamini, betakaroten gibi antioksidanların eklenmesinin koruyucu

etkisi olduğu ileri sürülmektedir.

Kısaca,
şişmanlığın azaltılması,
alkol alınıyorsa bırakılması.
Hafif egzersiz yapılması(haftada 4 saat tempolu yürüyüş),

Sebze ve meyvenin bol tüketilmesi,

gibi basit önlemler ile meme kanseri riski % 30-40 oranında azaltılabilmektedir.

MEME KANSERİ ÖNLENEBİLİR Mİ ?
Henüz meme kanserini kesin önleyen bir yöntem henüz yoktur. Günümüzde bilinen

tek yöntem, erken tanıdır. Erken tanı sayesinde, meme kanserinin getirdiği

sorunlar büyük oranda çözülebilmektedir. Bu sayede hastalığın toplumda yaptığı

hasar en aza indirilebilir, yaşam süresi ve kalitesi önemli ölçüde

arttırılabilir.

Erken teşhis için bilinen en iyi ve etkili çözüm, kadınların risk durumlarına

göre belirlenmiş olan muayene ve tetkik protokollarının uygulamasıdır.

MEME KANSERİ NASIL ERKEN TESPİT EDİLEBİLİR ?
Meme kanserinde erken teşhis yöntemleri, hastanın taşıdığı risk faktörlerine

göre değişmektedir. Bu risk faktörlerinin arasında en başta yaş gelmektedir.

Daha genç yaşlarda ortaya çıkabilmesine rağmen, ilerleyen yaş gruplarında bu

risk artmaktadır. Bu nedenle ilerleyen yaş gruplarında erken teşhis için

alınması gereken önlemler, daha erken yaş gruplarına göre farklılık

göstermektedir.

Yirmi yaş üzerindeki kadınlar, her ayın belirli bir döneminde kendi

kendilerini muayene etmelidirler. Bu muayene sırasında meme dokusunda farklılık

olup olmadığı araştırılır. Eğer bir değişiklik tespit edilirse derhal bir hekime

baş vurulmalıdır. Bir değişiklik saptanmasa bile, üç yılda bir kez hekim

tarafından muayene edilmelidirler.

Kırk yaşına gelen kadınların, kendi yaptıkları periyodik muayeneye ek

olarak her yıl bir kez hekim tarafından muayene edilmeleri gereklidir. Ayrıca

her yıl veya iki yıl ara ile mamogrofiyi çektirmeleri gereklidir.

Elli yaşından sonra, kadınlar kendilerinin periyodik muayenelerine ve her

yıl bir defa hekim muayenesine devam etmeli ve mamografi dediğimiz meme filmini her yıl çektirmelidir.

66